PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük icon

PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük

Reklamlari:



Indir 124.23 Kb.
TitlePROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük
Date conversion11.03.2013
Size124.23 Kb.
TypeDocuments
Source




PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ


Prof. Dr. Kasım Karakütük

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi

Eğitim Yönetimi ve Politikası Bölümü

Öğretim Üyesi


Örgütler, insanlardan oluşur. Örgütlerdeki insanların birbirleriyle karşılıklı iletişim içinde olmaları gerekir. İşgörenler (personel), sıradizinde (hiyerarşide) üst ya da ast konumundadırlar. Örgütte, insan ilişkileri, iletişim ve protokol kuralları; kişilerarası ilişkilerin yapılandırılmasında ve sağlıklı işletilmesinde önemlidir.

Yönetimde İnsan İlişkileri

Bir malı, hizmeti ve düşünceyi üretmek için bir araya gelen insanlar, bir ilişkiler ağı oluştururlar. Bu ilişkiler ağının amacı, işgörenler arasındaki etkileşimin niteliğini en üst düzeye çıkararak örgütün amacını (üretimini) gerçekleştirmektir. Ürünün (hizmetin) nitelikli olması, işgörenlerin ilişkilerinin istenen nitelikte olmasına bağlıdır.

Yönetimde insan ilişkileri, işgörenleri (personeli) örgütün amaçlarını gerçekleştirmek ve işgörenlerin gereksinimlerini karşılamak için takım çalışması yapmaya güdülemektir. İnsan ilişkileri, insan insana, yetişkin yetişkine, eşduyumu (empatiyi) hoşgörüyü, ilgiyi, dostluğu, “Biz” olmayı, güveni, saydamlığı, adaleti gerektiren karşılıklı bir etkileşimdir. İnsan ilişkilerinin özü, insanın kendisini bilmesidir. İnsan ilişkilerinin konusu, işgörenerin görevlerinde, yetke ve işakımında birbirleriyle yaptığı etkileşimin niteliğidir. Örgütün ilke ve kurallarıyla açık ve anlaşılır bir insan ilişkileri siyasası (politikası) olmalıdır. Yönetimde insan ilişkilerinin amacı, her sistemde olduğu gibi, örgütün yaşama ülküsünü gerçekleştirmektir. Örgüt, yaşama amacını sürdürmek için yönetsel ve örgütsel etkililiğini gerçekleştirmek zorundadır (Başaran, 1998, 11-15).


^ Yönetimde İletişim

Yönetim süreçleri karar, planlama, örgütleme, iletişim, eşgüdümleme, etki, değerlendirmedir. İletişimin başlıca amaçları, politika kararlarını iletmek, dönütü sağlamak, örgütteki gelişmeleri üyelere sürekli olarak haber vermek, bilgi almak ve bilgi yaymak, öğrenmek öğretmek, onaylanmak onaylamak, sorun çözmek, iş dışı bilgiler ve söylentilere yanıt vermek (Başaran, 1984, 175), etkilemek ve ikna etmek, eşgüdümü sağlamak, emir vermek, eğitim-öğretimdir.

İletişim, duyguların, düşüncelerin, bilgilerin iki ya da daha çok kişi arasında paylaşılması, anlamların ortaklaştırılması sürecidir (Açıkgöz, 1994, 16).

İletişim karşıdaki kişiyi etkilemek için yapılır. Yönetsel iletişimin amacı, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Yönetsel iletişim, ast üst arasında bu amaçla, yüksek düzeyde bir etkileşim ortamı yaratmaya çalışmalıdır. İletişim sürecini oluşturan öğeler şunlardır: Verici, ileti, taşıyıcı (kanal), alıcı, eylem, dönüt (Başaran, 1988, 354-362; Gürgen, 1997, 13; Ergin, 1995, 45-47).


^

İletişimi Engelleyen Etmenler


İletişimde verici ile alıcı arasındaki engellerin üstesinden gelmenin bir yolu varolan engelleri çözümlemektir. Bu çözümleme; engellerin her zaman varolduğunu, bu engellerin neler olduğunu, sizi ve diğer kişiyi nasıl etkilediğini anlamanıza yardımcı olacaktır.

Örgütün içinde ve dışında iletişim sürecini güçleştiren ve bazı durumlarda tümden durduran bazı engeller vardır (Bursalıoğlu, 1998, 116; Sayers ve arkadaşları, 1993, 11-21; Köknel, 1993, 53):

1. Psikolojik (Seçici Algılama, Önyargı ve Sayıltılar): Verici ve alıcının görüş çerçeveleri, duygu ve heyecanları, klişeleşmiş kavramlar, saplantılar. Herkesin bazı konularda kesin yargıları vardır. Bu konularda daha fazla bilgiye gerek duymaz. Kişisel bağlılıklar, ahlak anlayışı, inançlar, alınacak her yeni bilgiyi etkiler. Yeni bilgilere duyular kapatıldığında, engeller ortaya çıkar. Seçici algı ile, bir ileti süzgeçten geçirilip yalnızca istenilen şey alınmaktadır.

^ 2. Anlam (Semantik): Konuşma ve yazı dilindeki karışıklık ya da inceliklerin neden olduğu farklar ve anlaşmazlıklar.

3. Konum (Statü, örgütsel uzaklık): Verici ve alıcının toplumsal ve formal konumları, akademik ve mesleksel gelişme farkları, kaynak sorunu ve ayırımı. İleti alırken ya da verirken, örgüt içindeki rolünüzden kurtulamazsınız. Bu rolün farkında olmanız ve örgütteki diğer kişilerin konumlarıyla ilgili duygularınız da iletişime engel oluşturur. Yöneticinizle görüşürken, onun yönetici olduğunu hiç aklınızdan çıkaramazsınız. Siz astlarınızla konuşurken aynı durum onlar için geçerlidir.

4. Korunma: Vericinin bazı yüklenmeler altına girmesi durumunda önceden hazırlayacağı savunma mekanizmaları.

5. Alan (Fiziksel uzaklık): İletişim merkezleri ile birimleri arasındaki uzaklık. Biriyle yüzyüze görüşmemiz olanaklı olmadığında, fiziksel uzaklık da iletişimin önünde engel oluşturur. Telefonda görüştüğümüz birinin yüzündeki anlamı göremeyiz. Yazdığımız bir raporun dikkatli okunması için elimizden birşey gelmez. Yüz kişiye konferans verirken, öndekilerle kurulan iletişim, arkadakilerle kurulamaz.

İnsanın kişisel alanında genel uzaklık, toplumsal uzaklık, kişisel uzaklık, samimi uzaklık olmak üzere dört ayrı uzaklık vardır. Örneğin yüzyüze iletişim kurabilmek, sözsüz iletişimden etkilenmek yakında olmak ile olanaklıdır.

^ 6. Sıradizin (Hiyerarşi): Ast-üst ilişkilerinde çatışmalar, yetkinin oldukça az ya da aşırı derecede aktarılması, fazla dar ya da geniş kontrol alanı, düzensiz informasyon akımı.

7. Uyutma: Karar sürecine katılma olanağı verilmeyen uygulayıcının, emirleri savsaklaması ya da önemsiz sayması.

8. Sınırlama (Bilgi eksikliği): Örgütün amaçları ve görevleri gereği, bazı iletilerin kapsamının sınırlanması ya da gizli tutulmasıdır. Yetersiz bilgi de verici ile alıcı arasında bir engel oluşturur. Gönderilen iletiyi anlamayan biri, duruma göre ya anlamadığı yerleri aklından doldurur ya da ilgisi dağılıp başka şeyler düşünmeye başlar. Artık iletiyi alacak durumda değildir.

9. Kesintiler: Herhangi bir iletişim sürecinde oluşabilecek kesintilerin, iletişimi engelleyen bir etmen olduğu açıktır. Ör: Bir rapor okurken içeriye birisinin girmesi, iki kişi konuşurken cankurtaran sireninin çalması iletişimde kesintiye neden olur.

^ 10. Zaman kısıtlaması: İletişimde bulunan ve iletişimde bulunulan kişinin zamanının kısıtlı olması da bir engeldir. İletişim, daha sonraki engellerin etkilemediği bir zaman kapsülü içinde oluşmaz. Herkesin işi-gücü vardır. Yapmanız gerekenleri aklınızdan çıkaramazsınız.

^ 11. Geçmiş deneyimler: İletişim sürecine girerken, tüm geçmiş deneyimlerimizi de birlikte getiririz. Bu durumda, bilgi eksikliğinin tam tersine, gereğinden fazla bilgi söz konusudur. Bir meslektaşımızla konuşurken ya da üstümüze rapor verirken (her türlü iletişim sürecinde) alıcının iletimizi geçmiş deneyimlerinin süzgecinden geçireceğini bilmemiz gerekir. Dinlerken, okurken ya da bir toplantıya katıldığımızda bildiklerimiz yeni öğreneceğimiz bilgilerin önünde bir engel oluşturur.

12. Çok az ya da çok fazla ilgi: İletişimde, konuyla çok fazla ilgili olmak ya da yeteri kadar ilgili olmamak da aynı ölçüde engel oluşturur.

^ 13. Kişisel gereksinim ve beklentiler: Ne kadar sıkıcı olursa olsun, iletişimde yararlı bir şey bulunabilir. Bunu bilmek, ilgi eksikliğinin yol açtığı engelin üstesinden gelmeyi kolaylaştırabilir. Ama, kendi gereksinimlerimizin oluşturduğu engeli güçlendirmesi de olanaklıdır. Her iletişim sürecinde verici ve alıcının, iletinin gönderilip alınmasıyla ilgili gereksinim ve beklentilerinin yanında kişisel gereksinim ve beklentileri de vardır. Bunlar açıkça belirtilebilir ya da gizli tutulabilir.

Bu engellerin bilinmesi, iletişim sürecinin düzenlenmesi ve engellerin azaltılmasını sağlayabilir.

İletişim değişik türlere (kişilerarası-yönetsel, yazılı, sözlü-sözsüz) ayrılabilir. İletişim, büyüklüklerine göre dörde ayrılabilir (Ergin, 1995, 41):

1. Bireyiçi iletişim (duyma, algılama, yorumlama, düşünme vb),

2. Kişilerarası iletişim,

3. Örgüt içi (yönetsel) iletişim,

4. Kitle iletişimi.

İletişim yönü bakımından da dörde ayrılır (Açıkgöz, 1994, 21-22):

1. Aşağı doğru iletişim,

2. Yukarı doğru iletişim,

3. Yatay iletişim,

4. Çapraz iletişim.

Kişilerarası (informal) iletişim, insanların birbirlerinden anlam alma, birbirlerini yanıtlama çabalarını içeren bir etkileşim sürecidir. Yönetsel (formal) iletişim ise, yöneticinin gönderdiği anlamla astını etkilemesi, astın üstünü yanıtlamasını içeren bir etkileşim sürecidir (Başaran, 1988, 353).

Yönetsel iletişim ne kadar bozuk ve aksak olursa, kişilerarası iletişim o kadar artar ve zararlı etkiler yapar. Söylentiler, eyleme geçirme, saptırma, eleme, şiddetlendirme gibi özellikler ve etkiler taşır. Bunların sonucu olarak örgütte bir kaynaştırma olan iletişim, çözülme görevi yapar. Kümelerin dağılması, kliklerin oluşması, gönülgücü (moral) düşmesi, engelleme ve benzeri davranışlar görülmeye başlar. Yönetici, söylentilere engel olamaz, fakat onları denetim altına alabilir. Yönetsel iletişim kapsam ve kanalların akılcı ve planlı bir sisteme sokulması ve informasyon ve kararların yukarıdan aşağı olduğu kadar, aşağıdan yukarıya da iki yollu akmasıdır. Çünkü üyeler kendilerine örgütte olup bitenler üzerinde bilgi veren yöneticileri severler ve desteklerler. Çift yollu iletişimde yukarı giden haberler, öneri ve açıklamaları; aşağıya gelenler emirleri ve yönergeleri, iş mantığı, örgütsel yöntem ve uygulamaları, amaçların benimsetilmesini oluşturur. Fakat yukarı giden iletişim genellikle orta basamaklarda takılır ve tutulur (Bursalıoğlu, 1998, 114).

Konuşmanın yeğlenmesinin nedenleri şöyle belirtilebilir:

1. Konuşma daha hızlıdır,

2. İki yönlü iletişim sağlar, tepkiler anında izlenir,

3. Daha ucuzdur,

4. Az çabayla açık iletişim sağlar, anlaşılmayanların açıklanması kolaydır,

5. Resmi değildir,

6. Daha kişiseldir,

7. Daha inandırıcıdır (beden dili de gözlenebilir).

Yazmayı gerektiren nedenler de şunlardır:

1. Yazılı belgenin arşiv değeri vardır, kalıcıdır,

2. İleti bütünlüğü içinde iletilebilir,

3. Daha resmidir, yetkiyi daha fazla duyumsatır,

4. Bazan gidilemeyen yere ulaşabilir,

5. Zaman yönünden daha elverişlidir; verici hazır olduğunda yazar, alıcı da hazır olduğunda okur,

6. İletiyi daha açık duruma getirmek için değişiklik yapmaya izin verir,

7. Vericinin konuyla yakından ilgilendiğini gösterir.

Etkili bir yazının kişisel, açık ve kısa olması gerekir. Yazılarda basit bir dil kullanılmalı; konuşulduğu gibi yazılmalıdır. Kuşkusuz, konuşma diline özgü ifadeler kullanılmamalıdır. Yöneticinin yazdıklarından bir sonuç alabilmesi için okuyan kişi tarafından anlaşılması gerekir. Yazılarda cinsiyete dayalı önyargılar içeren ifadelerden kaçınılmalıdır. Yazı yazılan kişinin cinsiyeti bilinmediğinde “Adam” biçiminde söz etmek yerine, nesnel bir hitap daha uygundur. Yazarken az sözcük kullanmak, amacınızı en iyi belirten sözcüğü seçmek için sözcük dağarcığınızı genişletin, yanlış sözcük kullanmamak için gerektiğinde sözlüğe bakın. Tümcelerin etkin (aktif) ve dolaysız olması yararlıdır. “Dilekçe yönetici tarafından yazıldı” yerine “Yönetici dilekçeyi yazdı” demek daha uygundur. Yazı, kesin ve tam ifadelerle yazılmalıdır. Kısaltmayı ilk yaptığınız yerde neyin karşılığı olduğunu belirtin, “Sanırım..”, “...gibi görünüyor” gibi belirsizlik belirten cümlelerden kaçınılmalıdır. Sıfat ve zarflar yerinde kullanılmalı; yazım kurallarına uyulmalıdır (Sayers ve arkadaşları, 1993, 154-162).

Sözlü dilin inceliklerine karşı duyarlı olmayan yönetici (kişi) nasıl başarı kazanamazsa, sözsüz dili anlamayan da başarı gösteremez. İletişim bir etkileme aracıdır. Fakat bu aracı aşırı ve yersiz kullanan yönetici (kişi), iletişimin amacını zayıflatmış olur. Örneğin astlarını görmeden önce bekleten yönetici, onları gücü ve önemi ile etkilemek amacındadır. Fakat bu bekleme süresi arttıkça bekleyenin de gerginliği ve endişesi artar. Etkileme eğiliminde olan yöneticinin sözleri ile davranışı tutarlı değildir. Bir ziyaretçi ile görüştüğü sürece makam masasının arkasından çıkmayan, birkaç telefon konuşması yapan, astlarını çağırıp emirler veren, göz ucuyla saatına bakan yöneticinin, ilgisini belirten en içten sözler bile, bu davranışına aykırı düşer. Etkili iletişim davranışlarında bulunmak isteyen yönetici, başkalarının görüşlerini öğrenmeli ve davranışlarını kestirebilmelidir. Böylece, iletişime başlamadan önce, kendisini karşı tarafın rolünde görebilir (Bursalıoğlu, 1998, 112).

Sözlü iletişimde ses önemlidir. Kendine güvensizlik ve güçsüzlüğü duruş ve jestlerle gizlemek olanaklıysa da, sesi denetlemek daha güçtür. Sesin açığa vurduğu bazı duygular birbirine karışıtırılsa da olumlu ve olumsuz duygular birbirinden kolayca ayrılır. Genizden konuşma, hırıltı, tekdüze ya da gergin bir ses, olumsuz bir izlenim bırakabilir. Yeterli hızda akıcı bir konuşma, söylediklerinizin anlaşılması için olduğu kadar, yetkin ve bilgili bir kişi olarak algılanmanız için de önemlidir. Konuşurken arada sırada duraklamanız ve dilinizin sürçmesi önemli değildir. Ama, “Eee” gibi dolgu sesleri ve yanlış telaffuz, iletinizin tam olarak anlaşılmasını engelleyip saygı uyandırmanızı güçleştirebilir. Bir soruya yanıt vermemek yerine, yanıtınız üzerinde düşünmeniz gerektiğini söylemeniz, uzun süre sessiz kalmanızdan iyidir (Sayers ve arkadaşları, 1993, 39-40; McMillan, 1998, 25; Gürgen, 1997, 83). Konuşmalarınızda, ses tonunuzun tekdüze olmasından kaçının, gerektiğinde yüksek, gerektiğinde düşük bir ses tonuyla konuya ilgi çekebilirsiniz.

Sözlü iletişimde dil kullanımı önemlidir. Bir kişinin olabildiğince açık konuşması gerekir. Çünkü görüşlerimizi her zaman başkalarına iletmek kolay bir iş değildir. Alıcı, iletinizi yanlış anladığında, zaman boşa geçebilir, iş güvenliği tehlikeye girebilir ya da işler yanlış yapılabilir. İletinizi anlamakta sık sık başarısızlığa uğrarlarsa, bir noktadan sonra anlamaya çalışmaktan vazgeçebilirler. Bir sözcük ya da deyimin dinleyici için farklı bir anlama gelmesi sık rastlanan bir durumdur. Bunun için farklı kişiler ve kümeler için farklı dil kullanımına başvurmanız gerekebilir. Dil kullanımında şu noktalar önemlidir (Sayers ve arkadaşları, 1993, 54-56):

Teknik dil (jargon) kullanımı. Her uğraşın ya da örgütün, teknik kavramlar, sözcükler kullanması söz konusu olabilir. Herkes bu sözcüklerin anlamını biliyorsa, zamandan kazanmak, açıklık sağlamak, küme üyeleri arasında bağlılığı güçlendirmek yönünden teknik dil yararlı olabilir. Ama kümenin dışında kullanılması durumunda, bunların tam tersi söz konusu olur. Söylenenleri anlamayan kişi, kendini dışlanmış olarak görebilir ve rahatsız olabilir.

Kinayeli konuşma. Kimi sözcük ve deyimler bazı insanların duygusal tepkilerine neden olur. İletiyi alan kişi, kinayeli sözlere olumlu ya da olumsuz tepki gösterebilir. Küfür, açık (müstehcen) sözler ve düzeysiz şakalar çoğu kişiye itici gelir. Azınlık, mesleki ya da başka kümeler için kullanılan aşağılayıcı adlar bu kümelere üye insanları yaralar.

Güçlü konuşma. Güçlü konuşma açık, doğrudan ve savunmaya yer vermeyen bir konuşmadır. Çoğu iş ilişkisinde bunu kullanmak yararlıdır. Güçsüz konuşma ise, “Mektup gitti” ya da “Bir sorun var gibi görünüyor” biçimindeki dolaylı ve belirsiz anlatımlardan oluşur. Gergin durumlarda, güçsüz konuşma yararlı olabilir. Gergin bir tartışma sırasında, “Bu konudaki doğru tutum...” biçiminde söze başlamaktansa “Belki de şöyle düşünmek gerek...” ya da “Bir de şöyle bir seçenek olabilir...” demek daha olumlu bir tepki doğurur.

İyi bir konuşmacıda aranılan nitelikler şunlardır (McMillan, 1998, 63-68; Ergin, 1995, 147-158):

1. Konuşma eylemini oluşturan fiziksel öğelerin önemini bilme.

2. Konuşma öncesinde kendisini ve konusunu iyi hazırlama.

3. Konuşmalarında tanımlamalara, örneklere, karşılaştırmalara, kanıtlara, istatistiksel bilgilere, yinelemelere ve görsel zenginliğe yer verme.

4. Çevresine duyarlı olma.

5. Düşüncelerini amacına uygun yönde mantıksal bir akış içinde sunma.

6. Konuşma hızını ayarlama.

7. Kendi yeteneklerini ve sınırlılıklarını değerlendirme.

8. Dinleyici hakkında bilgi sahibi olma.

9. Konuşmada kişiliğin önemini göz önünde bulundurma.

10. Dinleyicilerle yüzyüze iletişim kurma.

11. Ahlaki sorumluluklarının farkında olma.

Görüşme, iletişimin araçlarından biridir. Görüşme, belli bir amaçla iki ya da daha fazla kişi arasında gerçekleştirilen sözlü iletişim olarak tanımlanabilir. Özellikle işe alma, değerlendirme ve işten çıkarma görüşmeleri özel önem taşır. Telefon görüşmeleri de iş yaşamında önemlidir. Görüşme çeşitli amaçlarla yapılabilir. Yöneticiler görüşmeyi bilgi edinmek, bilgi vermek ve sorunları çözmek gibi amaçlarla kullanır. Görüşmenin yapılış amacına bağlı olarak danışma, adaylarla görüşme (mülakat), uyarı, edim (performans) değerlendirmesi, ikna ya da satış gibi adlar verilebilir. Görüşme biçimsel ya da biçimsel olmayan biçimlerde, planlı ya da kendiliğinden olabilir, iki ya da fazla kişiyi içerebilir (Sayers, 1993, 74; Açıkgöz, 1994, 48-57).

Bir görüşmenin başlıca aşamaları şöyle belirtilebilir:

1. Giriş (Başlangıç): El sıkmak, hatır sormak gibi yollarla yakınlık kurmak, görüşmenin amacını açıklamak, görüşmeden beklenen sonucu belirtmek, görüşmeye katılanlar arasında ortak bir veri temeli oluşması için gerekli bilgileri paylaşmak.

2. Gelişme (Bilgi değişimi): Görüşülen kişiye görüşmenin konusuyla ilgili sorular sormak, görüşülen kişiden gelen sorulara yanıt vermek, anlaşılmayan konulara açıklık getirmek, alınan yanıtın yetersiz olması durumunda soruyu yeniden açıklamak, yeni bilgiler elde etmek için gerekiyorsa görüşme planını değiştirmek.

3. Sonuç (Bitiş): Görüşmeyi sona erdirmek, görüşülen kişiye teşekkür etmek.

Örgütte, bazı görevlerin yerine getirilmesinde küme ya da takım toplantıları yapılır. Toplantıların iyi yönetilmesi ve iletişim sürecinin iyi işletilmesi gerekir. Toplantı yönetimi, demokratik-katılmalı yönetimin bir gereğidir. Bu amaçla her yönetici toplantı düzenlemek ve başarıyla yönetmek zorundadır. Toplantı yönetiminin birçok yararı yanında sınırlılıkları da vardır. Toplantı yönetmek önemli ve zor bir iştir. Yönetimde sağlıklı bilgi alışverişi sağlanması, sorunların tartışılması ve akılcı kararların alınması toplantı yönetimiyle sağlanabilir. Toplantılar, işgörenleri yöneticinin çevresinde bütünleştirebilir. Yönetimde birliğin sağlanması, söylentilerin önlenmesi sağlanabileceği için her hafta ast yöneticilerle, her ay işgörenlerle toplantılarla yüzyüze gelmek yarar sağlayabilir.

Dört iletişim etkinliği (okuma, yazma, konuşma, dinleme) içinde en çok dinlemeye zaman harcarız. Ama ne yazık ki, resmi eğitim diğer üçünün üstünde daha fazla durur. Dinleme önemsenmez. Uzmanlar dinlemeyle ilgili kusurları, iş yaşamında iletişim konusunda karşılaşılan güçlüklerin en büyük nedeni olarak görmektedirler. İnsanlar normal olarak işitme -sesleri algılama- yeteneğiyle doğarlar. İletişimin niteliği dinlemeyi öğrenerek yükseltilebilir. Sözlü iletişim süreci, konuşmayı olduğu kadar dinlemeyi de içerir. Bunun için dinleme, anlama, anımsama etkili bir iletişimin temelini oluşturur (Sayers ve arkadaşları, 1993, 57).

Daha etkili dinlemek için şunlar önerilebilir (Sayers ve arkadaşları, 1993, 62-63; McMillan, 1998, 28; Ergin, 1995, 163-165):

1. Dinleme konusundaki alışkanlıklarınızın farkında olun,

2. Konuşmayı bırakın,

3. Önyargılarınızın bilincinde olun,

4. Hemen sonuç çıkartmaktan kaçının,

5. Anlamı bütünlüğü içinde yakalamaya çalışın,

6. Kendinizi anlatıcının yerine koyun,

7. Duygularınızı yansıtın (olumlu iletiler verin, onaylayıcı ünlemleri kullanın),

8. Zamanında sorular sorun,

9. Sessizliği iyi kullanın (Bir soruya yanıt vermeden önce ona kadar sayın),

10. Dikkati dağıtan etkenleri ortadan kaldırın,

11. Önemli noktaları anlamak için dinleyin,

12. Yalnızca gerekli olduğu zaman not alın,

13. Adil ve eleştirici bir tutumla dinleyin.

14. Kendinizi dinleyin.

15. Dik oturun ya da durun, yüzünüzü konuşmacıya dönün ve hafifçe gülümseyin.

16. Bedeniniz açık durumda olsun, kollarınızı bağlamayın, ayaklarınızı üst üste atmayın.

17. Hafifçe konuşmacıya eğilin, aranızdaki uzaklığı sabit tutmaya çalışın.

18. Konuşmacının gözlerine bakın.

19. Rahatlayın ve gevşeyin.

Sözsüz iletişimde beden dili; yüz ifadeleri, jestler ve mimikler, baş hareketleri, dokunma davranışları ve giyim kuşam özellikleri ile kendini ortaya koyar (Ergin, 1995, 170-176). Araştırmalar beden dilinin önemli olduğunu göstermektedir. İletişimde, ortalama olarak sözcüklerin % 10, ses tonunun % 30 ve beden dilinin % 60 rol oynadığı saptanmıştır. Oran değişmekle birlikte beden dilinin % 50 ile % 80 arasında etkili olduğu görülmektedir. Sözsüz iletişim oldukça zengin va karışıktır. Duruşun dik, jestlerin doğal, yüz ifadesinin canayakın olması, özgüven ve yetkinlik izlenimi verir. Konuşurken karşınızdaki kişiye bakmanız, hem kendinize güvendiğinizi hem de o kişiye önem verdiğinizi gösterir. Kendine güvendiğini göstermeye çalışan sinirli bir insan, dik ve doğal olacak yerde, soğuk ve tutuk görünür. Sıkıntı belirten beceriksiz vücut hareketlerinin karşıdaki kişi tarafından saygısızlık gibi yorumlanması, imajı biraz daha zedeleyen bir durumdur. Bazı jestler güç ve egemenlik göstergesidir. İki elin parmaklarını birbirine dokundurmak, elleri kafanın arkasında birleştirip geriye yaslanmak, canlı bir yürüyüş ve karşıdaki kişiye hafifçe dokunmak, güç izlenimi uyandırır. Gergin durumlarda bu jestleri yapmamak gerekir. Güçsüzlük ve kendine güvensizlik belirten davranışlar arasında ise gözlere bakmaktan kaçınma, sinirli jestler, ellerini oğuşturma, dudaklarını yalama gibi davranışlar belirtilebilir (Sayers ve arkadaşları, 1993, 39-42; McMillan, 1998, 24-25; Gürgen, 1997, 83-85; Özer, 1995, 120-132).

Sözsüz iletişimde duygular: Çoğu zaman duygularımızı söze dökmeden belirtiriz. Sorun, duyguları en iyi nasıl ifade edebileceğimizdir. Duygular, genellikle mimiklerle belirtilir.

Sözsüz iletişimde, fiziksel görünüm ve giyim de önemli bir etkendir. Giyim ve dış görünüş biçimi, duruma göre değişiklik gösterebilir. Ancak bu her zaman önemlidir. Çalıştığınız örgütün düzgülerini (normlarını) anlamanız ve kendi kişisel seçiminizi buna uydurmanız gerekir.

Sözlü ve sözsüz iletiler birbiriyle tutarlı olmalıdır. “Evet, sizinle konuşacak zamanım var” dedikten sonra sık sık saatinize bakmanız, inandırıcılığınızı yok eder. İki ileti arasındaki uyuşmazlıklarda insanlar genellikle sözsüz olana inanır. Alanınızda uzman ve dürüst olmanız, görünümünüze dikkat etmeniz, astlarınıza yardım edip örnek olmanız; onların da örgütte rollerini iyi yapmalarını sağlayacaktır.

Örgütte işgörenlerin beden dilini gösteren bazı davranışlar şöyle sıralanabilir (James, 1999, 46-57):

İş Yaşamında Olumlu Davranışlar: Onaylama Yoluyla Davranışı Etkileme: Gülümsemek, baş sallamak, karşısındakinin gözlerine bakmak, ilgili görünmek, dinlemek, selamlamak, hafifçe öne eğilmek, uygun biçimde giyinmek, masayı toplu bırakmak.

İş Yaşamında Olumsuz Davranışlar: İşe geç gelmek, çalışma masasında kahvaltı yapmak, sürekli olarak birşeyler yemek, roman – gazete okumak, sakız çiğnemek, çok sızlanmak, dedikodu yapmak, işyerinde bağırmak, sabahları iş arkadaşlarıyla ilgilenmemek, akşamdan kalınca yorgunluktan yakınmak, çok esnemek, kapris yapmak, küsmek, masasını dağınık bırakmak, kirli elbiseyle işe gelmek,

Gergin Görünmek: Kolları ve ayakları çaprazlamak, kitap ve gazeteyi göğüste taşımak, koltuğa yığılmak, koltuğun ucunda oturmak, elleri oğuşturmak, ayağı yere vurmak, bacakları sallamak, parmaklarla masada ritm tutmak, tırnak yemek, saç, takı, saat, gömlek manşetiyle oynamak, koltukta sallanmak, durmadan boğazını temizlemek, çok kaşınmak, konuşurken ağzı elle kapatmak,

Saldırgan Görünmek: Göğüste kavuşturulmuş kollar, dik dik bakmak, ısrarla belirli noktaya bakmak, yumrukları sıkmak, birinin üzerine eğilmek, elleri cebe sokmak.

Kaba Olmak: Biri sizinle konuşurken çalışmak, puflamak, tühlemek, sırıtmak, fısıldamak, parmakları çıtlatmak, sürekli boyanmak, insanlara çok yakın durmak, toplantı bitmeden toplanarak gitmeye hazırlanmak, çok sert el sıkmak, esnemek, saate bakmak.

Takıntılar: Göz kırpıştırmak, bir tutam saçı sürekli kıvırmak, yüzük, saat, küpe, zincir, toka ile oynamak, gözlüğü düzeltmek, cepteki parayı şıngırdatmak, tırnak uçlarına bakmak, sigara içmek.

Moda Davranışlar: Konuşurken başı geriye atmak, konuşurken gözleri kapatmak, burnunun ucuna bakmak, konuşurken gözlüğü elde sallamak, elleri birleştirmek, parmak uçlarını birleştirmek, dudakları büzmek.

Örgütlerde iletişim sürecinde, iletilerin gönderilmesinde çok sayıda araç ve ortam kullanılmaktadır. Örgütlerde tek yönlü iletişim araç ve yöntemleri şunlardır: Örgüt içi süreli yayınlar; broşür, bülten, el kitapları ve diğerleri; mektuplar; afişler ve duyuru panoları; dilek kutuları; eğitim etkinlikleri, konferanslar, seminerler. Çift yönlü iletişimin araç ve yöntemleri de; danışma ve işgörenlerle ilişki büroları, üst düzey yöneticilerin bölümleri ziyareti, işgörenlerin ailelerine yönelik iletişim, görüşme (yüzyüze ve telefonla), toplantıdır (Gürgen, 1997, 96-131).

Kamu kuruluşlarında protokol kuralları ile kamusal yaşamdaki yönetsel ve toplumsal davranış kurallarının bilinmesi, sağlıklı iletişimin kurulmasında ve sürdürülmesinde çok önemlidir.


^ Yönetsel Davranış Protokolü: Ast-Üst İlişkilerinde Protokol Kuralları

Dar anlamda protokol, kamu belgelerinin aslı, uluslararası konferansların, anlaşmaların tutanakları demektir. Geniş anlamda, devlet ve diplomasi (uluslararası ilişkiler) alanındaki törenlerde, resmi ilişkilerde ve toplumsal yaşamda uygulanması gereken kurallardır (Öznal, 1998, 1; İnal, 1996, 6).

Türkiye Cumhuriyetinde devlet protokolünün sorumluluğu, Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde Ocak 1927 tarihinde Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürlüğü’ne verilmiştir.

Protokol kuralları, devletin törensel saygınlığının koruyucusu olduğu kadar, devletlerarası ilişkilerde biçim yönünden izlenmesi gereken yolu gösterir; toplumsal yaşamda toplumsal davranış kurallarıyla birlikte uygulanır (Öznal, 1998, 1; İnal, 1996, 6).

Kişisel ve aile yaşamının dokunulmazlığı saklıdır. Ancak, resmi görevlerde bulunanların, kendi yaşamı ve toplumsal ilişkilerini resmi-özel olarak kesin biçimde ayırmaları olanaksızdır. Protokolda fazla gösteriş ve aşırıya kaçmak, protokolün alt ve üst sınırlarını zorlayan tutumlar olarak nitelenebilir. Bu tür davranışların beğeni kazanması da güçtür (Öznal, 1998, 1).

Toplumsal yaşamda çoğu zaman yazılı olmayan kuralların ayrıntıları önemlidir. Bu kurallar aile, okul, çalışılan örgüt ve toplumda kazanılabilir. Toplumsal davranışın temelini oluşturan eğitim, nezaket, inceliğin (zarafet) oluşturduğu öğeler protokol uygulamalarına yön verir, anlam kazandırır. İnsan ailede, örgütte ve toplumda eğitilerek toplumsallaşır. Nezaket ise, eğitim sonucu geleneklere uygun, saygılı, hoşgörülü, barışçı ve dürüst davranışın göstergesidir. Nezaket; bir anlayış biçimi, bir tutum; zihinlerde ve kalplerde yaşayan bir olgu biçiminde tanımlanabilir. Nazik davranan kişide bu özelliklerin olduğu düşünülür. Nezaket, bilgi ve erdem yönünden olgunluğa erişen kişilerin davranışlarında görülür. Uygulama biçimi olarak gelenekleri izler; zamana, yere, kişilere, cinsiyete ve toplumsal çevre koşullarına göre biçimlenir ve anlam kazanır (Öznal, 1998, 3; İnal, 1996, 6).

İncelik (zarafet) ise toplumsal yaşamda zorunluk olmadan, karşılık beklemeden, geleneklere uygun, güvenli, ölçülü, hoşgörülü, yakışık alan, sadelik içinde, rahat ve akıcı sözler ve davranışlarla kişinin çevresinde yarattığı etkidir. İncelik, estetik anlayışına da çağrışım yapar. Estetik, insan zekası ile duyuları arasındaki uyumdur. Oda, salon, tören alanı donatımında, masa üstü süslemelerinde, giysi seçiminde toplumun temel estetik değerlerine saygılı olunmasıdır (Öznal, 1998, 3; İnal, 1996, 6).

Eğitim almış kişi, kendisine saygı duyduğu için başkalarına da saygı duyar. Görgü kuralları, karşılıklı saygı ve anlayışa dayanan, öğrenilmesi gereken kurallardır. Nerede, nasıl davranılacağını bilmek önemlidir. Bu nedenle tanışma ve tanıştırılmada, yazarken ve konuşurken hitap etmede, telefonla konuşmada, giyimde, selamlaşmada, karşılama ve uğurlamada, otomobilde, törenlerde, ziyaret ve görüşmelerde, armağan alıp vermede, çiçek göndermede, sanatsal etkinliklerde (sinema, tiyatro, konser, sergi), sigara içmede, davetlerde (resepsiyonlar, kokteyller, yemekler, büfeler, özel amaçlı davetler), yabancı ülkelerde bazı protokol ve görgü kurallarına uyulması gerekir. Protokol kuralları, resmi törenlerde, davet ve ziyafetlerde titizlikle doğru uygulanmalıdır.

Protokol kuralları; hukuk kuralları (anayasa, uluslararası anlaşmalar, yasa, tüzük, yönetmelikler), yönetsel kurallar (yönergeler, genelgeler), ulusal normlar (ulusal/tarihsel değerler), örgütsel normlar (örgüt kültürü, örgütün değerleri), toplumsal davranış kurallarından oluşur. Toplumsal davranış kuralları ise; hukuk kuralları, gelenek ve görenekler, görgü kuralları, ahlak kuralları, din kurallarından oluşur.

^ Protokol ilkeleri şunlardır (Aytürk, 2008, 23-33):

  • Saygı ve nezaket: Devlete, kuruma ve kişiye hak ettiği önemi, değeri vermek, saygı ve nezaketi göstermektir.

  • Öndegelme (öncelik-sonralık sıradizini): Protokol öndegelme sıralamasıdır; protokolde öndegelme, sıralama düzeninde sıradizinsel (hiyerarşik) olarak önde (üstte) yer alma hakkıdır.

  • Öncegelme (kıdem): Eşdüzeyde olan, aynı unvanı taşıyan kişiler arasında kıdemli olmak demektir.

  • Temsil: Protokolde herkes, kendisini değil örgütünü, makamını, unvanını temsil eder.

  • Düzey eşitliği ve denklik: Toplumsal, siyasal ve kamusal yaşamdaki tüm ilişkilerde düzeylerin eşitliği ve denkliği; örneğin yazışmalarda genel müdürün genel müdüre, müdürün müdüre yanıt vermesiyle açıklanabilir.

  • Karşılıklılık: Devletin-devletle, örgütün-örgütle anlaşmış olduğu bir konuda, birbirlerine tanınmış olan işlem eşitliğidir. Birisi işleme uymadığında, diğeri de aynı biçimde uymaz. Örneğin bir ülke diğer ülke yurttaşlarına vize koyarsa, diğer ülke de aynı tutumu gösterir.


^ Protokol türleri şunlardır: Devlet protokolü, saray protokolü, diplomatik protokol, siyasi protokol, askeri protokol, mülki protokol, örgütsel (kurumsal) protokol, adli protokol, akademik protokol, dini protokol, spor protokolü, toplumsal protokol.

İçinde çalıştığımız kuruluş için örgütsel (kurumsal) ve akademik protokolün bilinmesi gerekir. Bunlardan örgütsel protokol, sivil kamu kuruluşlarında uygulanan törensel, yönetsel ve biçimsel davranış kurallarının bütününü kapsar. Bu da genellikle örgüt kültürü ve gelenekleri, yöneticilerin bilgi, görgü ve deneyimlerine göre düzenlenmekte, bu nedenle protokol uygulamaları her kuruluşta farklı olmaktadır. Örgütsel protokol konuları; protokol ilkeleri, protokol sıradizinleri, makam, bayrak, taşıt, toplantı, tören, konuşma, resmi yazışma, yönetsel davranış, iş görüşmesi, sekreterlik, halkla ilişkiler, ziyaret, konuk, davet ve ziyafet, giyim, toplumsal davranış ile ilgilidir. Akademik protokol ise üniversitelerde ve bilim çevrelerinde düzenlenen akademik törenlerde ve etkinliklerde; yapılan bilimsel toplantı, panel, sempozyum, seminerlerde; akademik sıradizinde (hiyerarşide), giyimde, iş ve ilişkilerde uygulanan; yasal düzenlemelere ve akademik gelenek ve kültüre dayanan kurallar bütünüdür (Aytürk, 2008, 45-46). Akademik protokol, Yükseköğretim Kurulu, Üniversitelerarası Kurul, üniversitelerle ilgili yasal düzenlemelerde yer almaktadır.

Yönetimde protokol bir anlamda "resmi görgü kurallarıdır". Yönetim, bir resmi ilişkiler sistemi olarak daima "protokol kuralları" içinde gerçekleşir. Özellikle üst yöneticiler için bu geçerlidir. Örgütsel yaşamda ast-üst ilişkileri resmi ortamda ve üçüncü (yabancı) kişilerin yanında protokol kuralları içinde; özel ve toplumsal yaşamda ve birebir ilişkilerde ise, saygı ve nezaket kuralları içinde geçer. Bu nedenle, astlar özel ve toplumsal yaşamda üstleriyle ne kadar samimi hatta akraba olsalar da, resmi ortamlarda (makamda, toplantı ve törenlerde) ve üçüncü kişilerin yanında protokol kurallarına uymak, üstlerine saygı göstermek, uygun hitap etmek, uygun davranmak zorundadırlar. Örgütsel yaşamda protokol, ilke olarak iki alttaki işgören ve iki üstteki yönetici arasında başlar. Çünkü bir üstteki ve bir alttaki ile ilişkiler toplumsal niteliktedir. Ast üst ilişkileri örgütsel ortamda resmi, toplumsal alanda ise yarı resmi niteliktedir (Aytürk, 2008, 229-241).

Bu nedenle resmi ilişkilerde geçerli olan ve sıkça uygulanan protokol kurallarının bilinmesinde, yarar vardır. Kuşkusuz özel durumlarda, uygun ortam ve değişik zamanlarda farklı davranışlar gösterilebilir.

^ Ast-üst ilişkilerinde protokol kurallarının başlıcaları şöyle belirtilebilir (Öznal, 1998; İnal, 1996; Aytürk, 1990, 303-309; Sayers ve arkadaşları, 1993, 56; Aktürk, 2008, 229-241):

Tanışma-Tanıştırılma

1. Tanışma ve tanıştırılma iletişimin başlamasında önemlidir. Tanışmada, isimleri doğru söylemek gerekir. Tanışmada yeni gelenler varolanlara; devlet başkanları ve cumhurbaşkanları dışındaki erkekler bayana; astlar üstlerine; küçükler büyüğe; gençler yaşlılara; genç kız, yaşlı erkeğe ve kadına tanıştırılır. Tanıştırma işlemi ilk karşılaşıldığında ya da salona girildiği zaman hemen yapılmalıdır. Tanıştıran kişi, daima ayakta kalmalıdır. Oturan erkek, kiminle tanıştırılırsa tanıştırılsın ayağa kalkmalıdır.

2. Kendinizi tanıtırken ad ve soyadınızı söyleyin. Kendinizden üst birine ve eşine unvan ve görevinizi de söyleyiniz. Bir yere girdiğinizde önce kendinizi tanıtınız.

3. El sıkmak sevgi ve yakınlık göstergesi olarak bir selamlaşma biçimidir. El sıkmada ilk davranış, daima büyükten ve üst’ten gelmelidir. Uzatılan el havada kalmamalıdır. El sıkarken gücünüzü göstermeyin, karşınızdakinin gözüne bakın. Kutlamada, en büyükten başlayın. Protokolda ve resmi ilişkilerde el ve yanak öpmek yoktur.

4. Tanıştırma ayakta ve ilk karşılamada olur. Tanıştırmada küçüğü büyüğe, erkeği kadına unvanıyla, ad ve soyadıyla sunun. Tek kişi, kümelere tanıştırılır; kümelerdeki her kişi ile tek tek tanıştırılmaya gerek yoktur.

Hitap

5. Hitapta genel kural, söze büyük olan başlar, konuyu o seçer ya da değiştirebilir. Büyük, yaşça, kültürel ve toplumsal alanda ve devlet görevlerinde üstün kabul edilebilir. Sözlü iletişimin başlaması ve kurulmasında kadının önceliği vardır.

6. İnsanlara, isimleriyle ya da unvanlarıyla hitabetmek gerekir. Eşdüzeydekilere ve astlara adıyla (Ayşe Hanım), unvanıyla (Müdür Bey), soyadıyla (Sayın Pehlivan) ya da "Sayın Daire Başkanı"; üstlere ve eşdüzeydekilere "Beyefendi/Hanımefendi" biçiminde hitap edilmelidir. Bir topluluğa hitap ediliyorsa, önce oradaki en üst olana, sonra sırasıyla diğerlerine hitap edilmelidir.

7. Resmi konuşma yaparken "ben" yerine "biz", "örgütümüz", "müdürlüğümüz" denilmelidir. Başkalarına "siz", "lütfen" diyerek hitap edilmeli, gerektiğinde teşekkür edilmelidir. “Sen” diyebilmek için samimiyet olmalıdır. Büyük konuşurken sözü kesilmemelidir. Ast konuşurken üst söze girerse ast hemen konuşmasını kesmelidir. Astlar izin istemeden konuşmamalıdır.

8. Üstünüzü dinlerken, onu dinlediğinizi belirtmek için ara sıra “evet”, “evet efendim” denilmelidir. Dinlemesini bilmek ve konuşma sırasını beklemek büyük erdemdir.

Yazışmalar

9. Kişiliğin yazışmadaki görünümü önce biçim, sonra içerik yönünden önem taşır. Yazışmada yaratılan olumlu ya da olumsuz etki, konuşmaya oranla daha kalıcıdır. Kartvizit, mektup ve zarf üzerinde hitap şekilleri önemlidir. Resmi mektuplarda genellikle “Sayın” ile başlanıp “Saygılarımla” ile bitirilmelidir. Yazışmalarda kullanılan dilin açık, anlaşılır; yazının okunaklı olması gerekir.

^ Telefon Konuşması

10. Telefon konuşması özenle, dikkatle, incelikle yapılması gereken önemli bir iletişim yoludur. Telefonu açınca kendinizi tanıtın ya da telefon numaranızı söyleyin. Karşı taraf kendisini tanıtmamışsa “Kiminle görüşüyorum efendim?” gibi nazik ifadeler kullanın. Yanlış numaraya telefon ettiğinizde özür dileyin. Telefon açtığınızda önce kendinizi tanıtmakla söze başlayın. Telefonu kim açtıysa, onun kapatacağını unutmayın. Üstünüzle konuşurken, ondan önce telefonu kapatmayın. Üstünüz ve eşdüzeydekilere, telefon görüşmesinin başında ve sonunda saygı sunun. Üstlerinize sekreteriniz aracılığıyla telefon etmeyin.

11. Üstünüz telefonla konuşurken odasına girmeyiniz. Siz telefonla konuşurken üstünüz odanıza girerse, telefondakine “Bir dakika” deyip ayağa kalkınız, üstünüzün emrini alıp sonra konuşmaya devam ediniz.

12. Üstünüz varken size telefon geldiğinde, izin alarak konuşunuz. Gerekirse sizi arayana “Ben sizi arayacağım” deyip, konuşmayı bitiriniz. Telefon konuşmasında ses tonuna biraz canlılık, kibarlık katılmalıdır.

13. Gizlilik dereceli konular telefonda kesinlikle konuşulamaz.

Giyim

14. Giyim, iletişimde önemlidir. Çünkü insanlar görünümlerine göre karşılanır, kişiliğine göre uğurlanır. Uğurlanmak için, karşılanmak gerektiğini unutmayın. Doğru olan, kişinin kendi kişiliğine yakıştırdığını giymesidir. Ancak güzel, temiz, sade giyinmek, bakımlı görünmek önemlidir. Bulunulan yere ve ortama göre giyilecek giysi değişir. Konukların her davetin niteliğine ve saatine göre, alt ve üst sınırları zorlamayan uygun giyimde olmaları önemlidir.

15. Resmi toplantı ve törenlerde koyu renk (lacivert) takım/döpiyes; düz renk gömlek, giysiyle uyumlu çorap ve ayakkabı giyilmesi önerilebilir. Kamu kuruluşlarında giyimle ilgili kurallar yazılı olarak belirlenmiştir.

Selamlama


16. Her türlü selamlamalarda genel kural, ast üstü, erkek kadını, ayrılan kalanları, gelenler varolanları selamlar. Üstlerinize, eşdüzeydekilere önce siz selam verin, astlarınızın selamlarını da alın.

17. Konferans salonu, kütüphane, derslik, yemekhane gibi yerlere başı açık girilir ve karşılık beklenmeden toplum selamlanır; çıkarken de selamlanılarak çıkılır.

18. Cumhurbaşkanı, cenaze, ülkemizi ziyaret eden devlet başkanları, istiklal marşı çalınırken, göndere bayrak çekilirken cephe alınarak selamlanır.

19. Bir toplantıda önce ev sahibesi selamlanır. Ayrılırken de yine önce ev sahibesi selamlanır.

20. Yanınızdakileri selamlayan birini siz de selamlayın.

21. Tanıdık kişileri utanabilecekleri bir durumda gördüğünüzde selam vermeyin; görmezlikten gelin.

22. Sinema, tiyatro, konser gibi yerlerde birbirlerini gören tanıdıklar başla hafifçe birbirlerini selamlamalıdır.

23. Yanlışlıkla size selam verenlerin selamını alın.

Karşılama ve Uğurlama

24. Karşılama ve uğurlamada katılanlar kıdem ve makamlarına göre protokoldeki yerlerine dizilirler. Karşılamada varsa onur kıtasından önce, uğurlamada ise kıtadan sonra yerlerini alırlar.

25. Ankara’da uygulanan Devlet Protokol Listesi şu sırayı izlemektedir: 1. Cumhurbaşkanı, 2. TBMM Başkanı, 3. Başbakan, 4. Genelkurmay Başkanı, 5. Anamuhalefet Partisi Başkanı, 6. Eski Cumhurbaşkanları, 7. Anayasa Mahkemesi Başkanı, 8. Yargıtay Birinci Başkanı, 9. Danıştay Başkanı, 10. Bakanlar Kurulu Üyeleri, 11. Kuvvet Komutanları, 12. Orgeneraller ve Oramiraller, 13. YÖK Başkanı, 14. TBMM Başkan Vekilleri, 15. TBMM’de Grubu Bulunan Siyasal Partilerin Genel Başkanları, 16. TBMM Katip Üyeleri ve İdare Amirleri, 17. TBMM’de Temsil Edilen Siyasi Partilerin Genel Başkanları, 18. TBMM Siyasal Partiler Grup Başkanları ve Başkan Vekilleri, 19. TBMM’de Grubu Bulunan Siyasal Partilerin Genel Başkan Yardımcıları, 20. TBMM’de Grubu Bulunan Siyasal Partilerin Genel Sekreterleri, 21. TBMM Üyeleri, 22. Sayıştay Başkanı, 23. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, 24. Türkiye Barolar Birliği Başkanı, 25. Danıştay Başsavcısı, 25. Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili, 26. Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı, 27. Anayasa Mahkemesi Üyeleri, 28. Yargıtay Birinci Başkan Vekilleri, 29. Danıştay Başkan Vekilleri, 30. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkan Vekili, 31. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Vekili, 32. Yüksek Seçim Kurulu Başkanı, 33. Yüksek Hakem Kurulu Başkanı, 34. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, 35. Başbakanlık Müsteşarı, 36. Devlet Denetleme Kurulu Başkanı, 37. Ankara Valisi, 38. YÖK Üyeleri, 39. Ankara’daki Üniversitelerin Rektörleri, 40. Ankara Garnizon Komutanı, 41. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, 42. Korgeneraller/Koramiraller, 43. Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri, Bakanlık Müsteşarları, Avrupa Birliği Genel Sekreteri, Başbakanlığa ve Bakanlıklara Bağlı Müsteşarlar, 44. Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı, 45. Radyo – Televizyon Üst Kurulu Başkanı, 46. Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı, 48. Rekabet Kurumu Başkanı, 49. Özelleştirme İdaresi Başkanı, 50. Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı, 51. TBMM Genel Sekreteri, 52. Diyanet İşleri Başkanı, 53. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcıları, 54. Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu Başkanı, 55. Tümgeneraller/Tümamiraller, 56. Başbakanlık ve Bakanlıklar Müsteşar Yardımcıları, 57. Yargıtay Daire Başkanları ve Üyeleri, 58. Danıştay Daire Başkanları ve Üyeleri, 59. Sayıştay Daire Başkanları ve Üyeleri, 60. Devlet Personel Dairesi Başkanı, 61. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, 62. TÜBİTAK Başkanı, 63. Ankara’daki Üniversitelerin Rektör Yardımcıları, 64. Yüksek Seçim Kurulu Üyeleri, 65. Merkezde Görevli Türk Büyükelçileri, 66. Merkezde Görevli Valiler, 67. Devlet Denetleme Kurulu Üyeleri, 68. Tuğgeneraller/Tuğamiraller, 69. Yüksek Denetleme Kurulu Üyeleri, 70. YÖK Genel Sekreteri, 71. TÜİK Başkanı, 72. Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü, 73. Anadolu Ajansı Genel Müdürü, 74. TRT Genel Müdürü, 75. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürü, 76. Vakıflar Genel Müdürü, 77. Tapu ve Kadastro Genel Müdürü, 78. Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü Genel Müdürü, 79. Başbakanlık ve Bakanlıklar Genel Müdürleri, 80. Ankara’daki Fakültelerin Dekanları ve Yardımcıları, 81. Ankara’daki Kamu Kuruluşu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları Başkanları, 82. Sivil ve Askeri Dernek Başkanları.

26. Ankara dışındaki illerde il protokol listesi şöyledir: 1. Vali, 2. (Varsa) TBMM Üyeleri (varsa, orgeneral ve oramiraller önce gelir), 3. Tümen ve Garnizon komutanı, 4. Belediye başkanı, 5. Cumhuriyet başsavcısı, adli yargı adalet komisyonu başkanı, bölge idare mahkemesi başkanı; rektörler, baro başkanı, 6. Rektör yardımcıları, dekanlar, enstitü ve yüksekokul müdürleri, 7. Genel ve özel (katma) bütçeli kuruluşların genel müdürleri, 8. Garnizon komutanınca saptanan Silahlı Kuvvetler üyeleri, 9. Vali yardımcıları, il emniyet müdürleri, büyükşehir belediye sınırları içindeki ilçe kaymakamları, ilçe belediye başkanları, 10. Hakimler, savcılar, noter odası başkanı, iktidar partisi, anamuhalefet partisi ve TBMM’de grubu bulunan diğer partilerin (alfabetik sırayla) il başkanları), 11. Dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdür yardımcıları, üniversite öğretim üyeleri, 12. Bakanlık müfettişleri, hesap uzmanları, Sayıştay denetçileri, 13. Bakanlar Kurulu kararlarındaki imza sırasına göre, bakanlıkların il örgütlerindeki amir, başkan ve müdürleri; İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nce belirlenecek ortaöğretim ve ilköğretim okul müdürleri ve öğretmenler, 14. Genel müdürlük be bölge müfettişleri, 15. Resmi banka müdürleri, KİT ve TRT üst yöneticileri, 16. TBMM’de grubu bulunmayan siyasi partilerin (alfabetik sırayla) il başkanları, 17. İl genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri, 18. İldeki mesleki kuruluşlar ve en fazla üyeye sahip basın kuruluşunun temsilcileri, 19. Özel banka müdürleri, 20. Kamu yararına çalışan dernek başkanları.

İlçe protokol listesi ise şöyledir: İldeki sıralamaya göre ve yapılacak etkinliklere göre kaymakamca belirlenir. İlçelerde 1. Kaymakam, 2. (Varsa) TBMM Üyeleri, 3. Garnizon komutanı, 4. Belediye başkanı, 5. Cumhuriyet başsavcısı, 6. Yükseköğretim Kuruluşu (Örneğin Meslek Yüksek Okulu Müdürü), 7. Garnizon komutanınca saptanan Silahlı Kuvvetler üyeleri, 8. Emniyet Amiri, 9. Hakimler, savcılar, baro temsilcisi, noter, 10. Belde belediyesi başkanları, 11. TBMM’de grubu bulunan partilerin ilçe başkanları, 12. Bakanlıkların ilçe müdürleri; Malmüdürü, ilçe milli eğitim müdürü, sağlık grup başkanı, tarım müdürü, 13. Başbakanlığa ve bakanlıklara bağlı ve ilgili kuruluşların ilçe müdürleri ve şefleri, 14. Bakanlıkların merkez birimlerine ya da ilçe birimlerine bağlı birim amirleri. 15. Ortaöğretim ve ilköğretim okul müdürleri, 16. Resmi banka müdürleri, 17. TBMM’de grubu bulunmayan siyasi partilerin ilçe başkanları, 18. İl genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri, 19. İlçedeki mesleki kuruluşların temsilcileri, 20. Basın-Yayın kuruluşlarının temsilcileri, 21. Özel banka müdürleri, 22. Kamu yararına çalışan vakıf ve dernek başkanları biçimindedir. Büyük şehir ve özellikle konsolosluk ve yabancı temsilciliklerin bulunduğu il ve ilçelerde oraya özel protokol listeleri hazırlanır ve yayınlanır.

Akademik protokol listesi şöyledir: 1. Yükseköğretim Kurulu Başkanı, Üniversitelerarası Kurul Başkanı, Yükseköğretim Kurulu Üyeleri, Ankara Üniversitesi Rektörü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörü, Hacettepe Üniversitesi Rektörü, Gazi Üniversitesi Rektörü, Bilkent Üniversitesi Rektörü, Başkent Üniversitesi Rektörü, Çankaya Üniversitesi Rektörü, Ufuk Üniversitesi Rektörü, Atılım Üniversitesi Rektörü, Tobb Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü, Rektör Yardımcıları (Üniversite sırasına göre), YÖK Genel Sekreteri, Üniversitelerarası Kurul Genel Sekreteri.

Üniversite yönetimi protokolü listesi ise şöyledir: 1. Rektör, 2. Rektör Yardımcıları (Kıdeme göre), 3. Genel Sekreter (Akademik) (Yönetsel işgören ise 10. sıradadır), 4. Dekanlar (Fakülte kuruluş tarihine göre), 5. Enstitü Müdürleri (Enstitü kuruluş tarihine göre), 6. Yüksekokul Müdürleri (Yüksekokul kuruluş tarihine göre), 7. Dekan Yardımcıları (Kıdeme göre), 8. Enstitü Müdür Yardımcıları (Kıdeme göre), 9. Yüksekokul Müdür Yardımcıları (Kıdeme göre), 10. Genel Sekreter (Yönetsel), 11. Genel Sekreter Yardımcısı, 12. Daire Başkanları (Mevzuattaki sıralamaya göre).

27. Karşılamada ve uğurlamada, töreni kabul eden kişi (konuk), sağda görülecek biçimde yer alınır. Üstleri uçaktan ya da otomobilden indiklerinde karşılarken başta kıdemli sonra kıdemsizler, uğurlarken de önce kıdemsizler sonra kıdemli yer alır. Uçağa binerken önce küçükler biner, inerken önce üst olan iner.

28. Protokolda karşılama ve uğurlamalar çok önemlidir. Üst ve eşdüzey konuklarınızı kapıda karşılayın ve uğurlayın. Karşılamada, en üst olan, konuğa ilk önce "Hoş geldiniz!" der ve elini sıkar. Uğurlamada ise, ilk önce ast olan "Güle güle" der, en üst olan da en son "Güle güle" der ve elini sıkar. Yani konuk, en son en üste "Hoşçakalın" der ve elini sıkar. Elini sıkarken önce el uzatma hakkı üst olanındır. Ev sahibi önden gider ve buyur eder. Ancak önde yol gösteren biri varsa ya da bilinen bir yere gidiliyorsa/giriliyorsa ev sahibi konuğun ya da üstün soluna geçerek yürür ve buyur eder. Üst yöneticinizi, odanızın kapısında değil, binanızın kapısında karşılayıp uğurlayın. Eşdüzeydekini ise dairenizin kapısında karşılayıp uğurlayın. Ast konuğunuzu da odanızda ayağa kalkarak ve elini sıkarak karşılayıp uğurlayın.

^ Otomobilde Öncelik

29. Şoför kullanıyorsa resmi araçlarda protokol makamı aracın sağ arka köşesidir. Üst burada oturur. Ancak, sizden üst birini ya da konuk olarak birini aracınıza aldığınızda burayı ona bırakın. Resmi aracı kullanan üstünüz ya da eşdüzey meslektaşınız ise şoför mahalline geçin. Bir yere gittiğinizde, varsa ev sahibinin aracına binin. Üstün eşi sol koltukta oturur; ancak eşinden önce inecekse trafik durumuna göre sağda oturabilir. Üstünüzü aracınıza aldıysanız, o inerken sizin de inmeniz gerekir.

30. Resmi otomobile binerken önce üst, sonra kıdemsiz biner; inerken önce üst iner.

Ziyaret ve Görüşme

31. Ziyaret, bir kişinin izin alarak bir başkasını görmeye gitmesidir. Ziyaretin, toplumda iletişim açısından önemli bir işlevi vardır. Yapılış amacına uygun olarak kurallarında farklılıklar olmasına karşın, ziyaretlerin ana ilkelerine uymak ziyaretin başarılı olmasını sağlar.

32. Değişik ziyaret türleri vardır: Resmi ziyaretler, nezaket (protokol) ziyareti, iş ve görüşme ziyareti, bayram ziyareti, aile ziyareti, hasta/hastane ziyareti, teşekkür ziyareti, evlilik kutlama ziyareti.

33. Ziyaret zamanı çok iyi seçilmeli ve bir iki gün önceden randevu alınmalıdır. Aynı gün için yapılan ziyaret istemleri rahatsızlık yaratabilir.

34. Ziyaret istemlerinin yerine getirilmesinde küçük büyüğe uyar. Büyük istediği zaman randevu verebilir. Eşit düzeydeki ziyaret istemine tarih olarak bir iki seçenek sunulabilir, uygun seçenekte anlaşılabilir.

35. Bir kişiye randevu verilirken, diğer bir kişinin randevusuyla çakışmamasına özen gösterilmelidir.

36. Çağırılara, toplantılara, görüşmelere tam saatinde gidilmelidir.

37. İade edilmesi gereken ziyaretler zamanında yapılmalıdır.

38. Ziyaretlere gidilirken çiçek ya da mütevazı armağanlar götürmek, her zaman geçerli davranıştır.

39. Öğleden önce 10.00-11.00, öğleden sonra 15.00-17.00 saatleri en uygun zamandır. Böylece ziyarete gidilen kişi, zorla yemeğe davet etmek zorunda bırakılmaz.

40. İstenilmeyen bir yere ziyaret yapmamak gerekir.

41. Resmi ziyaretler kısa; 15-20 dakika, en çok 30 dakika olmalıdır. Bu sürenin sonunda ziyaretçilerin kendiliklerinden izin alarak ayrılmaları gerekir. Bu, aradaki ilişkiye göre daha uzun bir süre olabilir. Ancak her koşulda bu istek, büyükten gelmelidir.

42. Yöneticinize saygılı olun. Ona taşıdığı unvana göre, makamınıza girdiğinde selamlayarak hitap edin, içeri girerken ceketinizin düğmeli olmasına özen gösterin. Yöneticiniz oturmanızı söylemeden ya da oturmanız gerektiğinde izin istemeden oturmayın. Üstleriniz karşısında bacak bacak üstüne atmayın. Konuşmalarınızda saygılı ifadeler kullanın. Yöneticinizin konuşmasını dinlerken gözlerine bakın. Üstünüz sizi karşılarken ya da uğurlarken el sıkmak için elini uzatmıyorsa, önceden elinizi uzatmayın. Üstünüz ayağa kalktığında siz de kalkın. Üstünüz görüşmenin sonunda "Memnun oldum, teşekkür ederim" derse, el sıkmak için elini uzatırsa, gitmeniz gerektiğini anlayın.

43. Yöneticinizin ya da üstlerinizin makamında oturacağınız koltuk, masaya en yakın ve en uygun olan koltuktur. Siz içerdeyken, sizden üst birisi gelirse, oturduğunuz koltuktan kalkıp bir koltuk geriye gitmeniz gerekebilir. Yöneticinin makamına birden çok kişi gittiğinizde, düzey ve kıdeme göre sıralanın, en üst olan yöneticiye en yakın oturmalıdır.

44. Yöneticinizle ya da üst yöneticilerle görüşmek için sekreterinden randevu alın. Üstleriniz ve sizinle eşdüzeydekilerle randevu almadan ya da izin almadan görüşmeye gitmeyin. Yöneticinin yanında biri varken, zorunlu değilse ya da kendisi çağırmadıysa girmeyin. Girmek zorunda olduğunuzda da, özür dileyin.

45. Protokolda üst sağdadır. Otururken ya da yürürken astın solda durması gerekir. Üstünüzün önüne geçmeyin, astınızın arkasına düşmeyin.

46. Resmi açılışlar daima en üst tarafından yapılır. Toplantılarda ve törenlerde konuşma sırası asttan üste doğrudur. En üst en son konuşur. Astlar daha çok teknik ve ayrıntılı konularda, üstler ise politik ve stratejik konularda ve genel nitelikte konuşmalar yaparlar. Konuşmanın başında ve sonunda saygıyla selamlayın.

47. Üstünüz ziyaretinize geldiğinde ya da denetime geldiğinde ilke olarak makam koltuğunuzda oturmayın. Üst, odada konuk köşesi varsa oraya, yoksa çalışma (makam) masasının önündeki konuk koltuğuna buyur edilip, makam koltuğundan kalkıp üst ile karşılıklı oturun. Üst’ün sırtı duvara, yüzü kapıya dönük olmalıdır.

48. Kendi makam odanızda da olsa, üstlerinize saygılı olmak, protokola ve görgü kurallarına uymak zorundasınız. Üstünüzün size değer verdiği için odanıza geldiğini unutmayın. Sizi kendi odasına da çağırabilirdi. Bu örgütünüzdeki diğer işgörenlerin gözünde size bir güç katar. Bunun için karşılama, ağırlama ve uğurlamalardan kaçınılmamalıdır.

49. Sizden alt düzeydeki kişileri makam koltuğunuzda oturarak kabul edin. Ancak eşdüzeydekiler yaş, kıdem ve diğer yönden sizden üst iseler, onları konuk koltuğunda oturarak kabul etmek saygıyı gösterir. İlke olarak, saygı duyduğunuz kişilere eşit düzeyde oturun. Bunun için odanızda olanaklıysa eşitliğin göstergesi olan bir yuvarlak masa ve konuk koltukları olan bir yer hazırlayın.

50. Makamınızda resmi bir konuk ya da üstünüz varken içeriye astlarınızı almayın, zorunlu kalmadıkça telefonla görüşmeyin, yazı imzalamayın, başka şeylerle ilgilenmeyin. Zorunlu kaldığınızda özür dileyerek izin isteyin.

51. Astınızla iş görüşmesi yaparken ve emir verirken ilke olarak makamınızda olun ve makam koltuğunuzda oturun. Makam, yetke (otorite) ve sıradizin (hiyararşi) demektir.

52. Makamınızda, gelen konuğunuza ayağa kalkarak "hoş geldiniz" deyin ve elini sıkın. Oturmaları için protokol sıralarına göre, uygun yerlere buyur edin. Kendilerine ikramda bulunun. En azından güleryüz gösterin.

53. Konuklarınızı önce oturtun, sonra konuşun. Astlarınızı da görüşmek gerekiyorsa önce oturtun sonra görüşün.

54. Makam odanızda siz ev sahibisiniz. Kabul ettiğiniz herkes de konuktur. Konuğa ilgi ve saygı genel bir görgü kuralıdır. Bunun için kim olursa olsun önce konuğunuza buyur etmek (örneğin çay) ve saygı göstermek zorundasınız. İkramları önce konuğunuza (en büyüğünden başlamak üzere) sunun/sundurun. En son size sunulmalıdır.

55. Göreve yeni başladığınızda kutlamaya gelenlere ikramda bulunun. Size gelenlerle ilişkileri sürdürmek, teşekkür etmek (iade-i ziyaret) için isimleri not edin, gelemeyecek durumda olanlara siz gidin ve kendinizi tanıtın. Sizden sonra atanan akran ve üst yöneticilere de kutlama için önce siz gidin.

56. Görevinizden ayrılırken astlarınızla toplantı yapın, hepsiyle vedalaşın, katkıları için teşekkür edin; eşdüzeydeki yöneticilere ve üstlerinize de veda ziyaretinde bulunarak teşekkür edin.

57. Çalışma arkadaşlarınızın özel ve önemli günlerini kutlayın.

Toplantı-Yemek

58. Toplantılarda protokoldeki yerinize oturun. Toplantı başkanından izin almadan konuşmayın ve toplantı başkanına hitaben konuşun.

59. Resmi yemeklerde ev sahibi (yemeği veren) "Buyurun" demedikçe, ev sahibi ve onur konuğu yemeğe başlamadıkça siz de başlamayın. Ev sahibi ve onur konuğu masadan kalkmadan siz de kalkmayın. Yemekte görgü kurallarına uyun. Resmi yemekte ev sahibi olan birinci kişi konukları kapıda karşılar; uğurlamada ise kapıda ev sahibi olan ikinci kişi bulunur.

Diğer

60. İşyerinizde kişileri iyi tanımadan onlarla özel ilişkilere girmeyin.

61. Kadın ve erkek arasında ayırım yapmayın. Ancak, kadınlara daha saygılı olun.

62. Cinsel önyargılar içeren bir dil kullanımından sakınmak, yöneticiler için günümüzde en önemli konulardan biridir. Kadınlara “güzelim”, “bebek” gibi sözlerle hitap etmek, bilgili ve kültürlü yöneticiye yakışmaz. Aynı içerikli şakalar ya da öneriler de uygunsuzdur.


Kaynaklar

Açıkgöz, Kemal. (1994). Eğitimde Etkili Yönetici Davranışları. İzmir.

Aytürk, Nihat. (1990). ^ Yönetim Sanatı. İkinci bası. Ankara.

Aytürk, Nihat. (2008). Protokol Yönetimi: Kamusal Yaşamda Protokol Kuralları. Geliştirilmiş dördüncü bası. Ankara: TODAİE.

Başaran, İbrahim Ethem. (1998). Yönetimde İnsan İlişkileri: Yönetsel Davranış. İkinci bası. Ankara.

Başaran, İbrahim Ethem. (1988). ^ Eğitim Yönetimi. İkinci bası. Ankara.

Başaran, İbrahim Ethem. (1984). Yönetime Giriş. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları.

Bursalıoğlu, Ziya. (1998). Okul Yönetiminde Yeni Yapı ve Davranış. Onbirinci bası. Ankara: PEGEM Yayını.

Çakır, Özlem. (2003). ^ Profesyonel Yaşamda Kişisel İmaj ve Sosyal Yaşam Etiketi. Dördüncü bası. İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.

Ergin, Akif. (1995). Öğretim Teknolojisi İletişim. Ankara: PEGEM Yayını.

Gürgen, Haluk. (1997). Örgütlerde İletişim Kalitesi. İstanbul: Der Yayınları.

İnal, Kaya. (1996). ^ Protokol Dersleri. Ankara: Dışişleri Bakanlığı Eğitim Merkezi Başkanlığı.

James, Judi. (1999). Beden Dili: Olumlu İmaj Oluşturma. Çev: Murat Sağlam, İstanbul: Alfa Yönetim Dizisi.

Köknel, Özcan. (1993). İnsanı Anlamak. Dördüncü bası. İstanbul: Altın Kitaplar Yayınevi.

McMillan, Sandy. (1998). İletişim Kurma. Çev: Ali Çimen. İstanbul: Timaş Yayını.

Öznal, Erdoğan. (1998). Protokol: Görgü-Nezaket Kuralları. Beşinci bası. Ankara: Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları.

Sayers, Fran, Christine E. Bingaman, Ralph Graham, Mardy Wheeler. (1993). Yöneticilikte İletişim. Çev: Doğan Şahiner, İstanbul, Rota Yayın.

White-Eales, Rupert. (1998). Takım Lideri. Çeviren: Ali Çimen, İstanbul: Timaş Yayını.

Yavuzer, Haluk. (1999). Çocuk Eğitimi El Kitabı. Sekizinci bası. İstanbul: Remzi Kitabevi.

Add document to your blog or website
Reklamlari:

Similar:

PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük iconI-PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI AST ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük

PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük iconDavranış ve Görgü kuralları

PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük iconPROTOKOL VE SOSYAL DAVRANIŞ KURALLARI

PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük iconİletişim dersinin; Türk dili dersi ve Klavye kullanımı, Protokol, Kamu ve Özel Kesim Yapısı ve İlişkileri derslerinden sonraki dönemde verilmelidir

PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük iconVİRÜS-KONAK İLİŞKİLERİ Prof. Dr.Ömer POYRAZ

PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük iconÜniversitelerarası İşbirliği Programı (ÜNİP) Üst Kurulu, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayşegül Jale SARAÇ ve ÜNİP Genel Sekreteri Prof. Dr. Mehmet Rüştü KARAMAN Koordinasyonunda Dicle Üniversitesi’nde toplanarak aşağıdaki kararları aldı

PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük iconFonksiyonel Gıdalar ve Destekler Prof. Dr. Sibel Karakaya Kasım 2006

PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük icon2 Kasım 2012, Uludağ Üniversitesi Görükle Kampüsü, Prof. Dr. Mete Cengiz Kültür Merkezi

PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük icon15 Ekim-5 Kasim 2000 tarihleri arasinda Prof. Dr. Peter Roquette ODTU Matematik Bolumunun

PROTOKOL VE GÖRGÜ KURALLARI: AST-ÜST İLİŞKİLERİ Prof. Dr. Kasım Karakütük iconRestorative Circles* Atölye Çalışmaları İstanbul (23 Kasım) ve Ankara (27-28 Kasım 2010)

Sitenizde bu düğmeye yerleştirin:
Documents


The database is protected by copyright ©tredocs.com 2000-2013

mesaj göndermek
Documents